AŞİYAN YOLLARINDAN...



ANA SAYFAYA DÖN SIK KULLANILANLARA EKLE AÇILIŞ SAYFASI YAP



Kategoriler



29.6.2007 - Kal Diyemezdim

Kategori: Sahipsiz

Umulmadık bilinmedik bir o kadar da tanıdık insanlar arasından seçilmiştik sen ve ben…

Geleceğe doğru en doğru adımı beraberce atabileceğimizi düşünmüştü insanlar bizleri seçerken.

En uzun belki ama bir o kadar da huzur ve mutluluk buluruz diye inanarak birleştirmek istemişlerdi yollarımızı…

İlk karşılaştığımız gün bile doğru bir seçim yapmışlar diye geçirdik içimizden.

Beraberce hayat yolunu yürüyebiliriz sanmıştık…

Beraberce yüzüklerimizi seçtiğimiz günü hatırlıyor musun bir birimizden habersiz seçecektik ve parmağımızda kalan son yüzükler arasından seçecektik bizi bir birimize bağlayacak yüzüğü.

Düşünmek için bile zaman harcamadık oysa birbirimizden habersiz aynı yüzüğü seçmiştik nasılda heyecanlıydık nasılda umutluyduk yarınlı günlere dair…

Mütevazı bir yaşantımız olacaktı iki odalı bir evimiz ve içine sığmayacak kadar büyük bir sevgimiz olacaktı.

Önceleri kararımda çalışmayacaktım evimizde seni bekliyor olacaktım.

Ama sonra yaşamın ağır yükünü üstümüzde hissetmeye başladıkça çalışmalıydım dedim kendime belki de birbirimizi görmeye bile fırsatımız bile olamayacaktı ama hayatımızı yoluna koyana kadar böyle olmalıydı.

Biz birbirimizi bile özlemeye bile razıydık.

Ama olmadı işte yapamadık…

Daha birkaç ay içinde çatırdamaya başladı daha kuramadığımız yuvamızın duvarları.

Neydi bu depreme bu çatırdamalara sebep?

Aslında ikimizde biliyoruz bugün unutmak için belki de hatırlamazdan geldiğimiz tüm sebepleri biliyorduk.

Ya her şeyi yoluna koymalıydık yada bu yola noktayı…

Günlerce hatta 2 ay boyunca yolunu nasılda yolunu beklemiştim her beklediğim gün 1 yıl kadar ağır zor geçmişti.

Farklı bir şehir de yaşıyordun ve ancak bir Pazar sabahı gelebilirdin.

Bekle dedin hep geleceğim her şey güzel olacak demiştin..

Umudum vardı geleceğim demiştin.

Her cumartesi gecesi sabaha kadar yarın burada olacak mı diye bekledim.

Soramıyordum da artık bu Pazar gelecek misin diye belki imkansızlıklar engel oluyordu ama beklide bu Pazar gelecektin uyumamalıydım seni bekliyor olmalıydım çalan kapının ardında seni bekliyor olmalıydım.

Bir Pazar sabahı uyuya kalmışken çalan bir zille adını haykırarak uyandım birazda mahcup uyuya kalmıştım seni bekleyememişti uykuya yenik düşmüştü gözlerim..

Geldi o geldi diye seslenişime uyanmıştı annem zili bile duymamışlardı oysa adını haykırışımı duymuşlardı.

Ama yine gelen sen değildin…

Bütün umutlarımı yıkmana rağmen hiç umutsuzluk vermemeliydim ben sana.

Yine her sabah işe gideceğin saatte uykundan uyandırmalıydım saatin zili hep çalmalıydı uyandırmalıydım seni.

Farklı şehirlerde de olsak yanında olduğumu hissettirmeliydim.

Benim umutlarımı tüketsen de içimde hep senin umudunu taze tutabilmeliydim.

Bir bayram günü gelecekti ailen bende bir telaş vardı sen gelemeyecektin belki ama ailem gördüğüm insanlar gelecekti evime.

Gelmediler bayram için gelmelerini istememiştin her şey bitmeli diye karşımda konuşmaya cesaret bile edemeyen sen beraberce konuşup danışmadan verdiğin kararı ailene gitmeyin diyerek söylemiştin.

Tek başına yaşamışsın gibi dünü ve bugünü ve yine tek başına karar vermiştin yarınları da tek başına yaşamak istediğini...

Bana sadece haber vermiştin.

Sanki dünü birlikte yaşamamış gibi her yaşananı yok sayar gibi…

Seni istemeyen ben iken istenmeyen duruma düşen ise ben olmuştum.

Yine yıkmıştın umutlarımı.

Ama gelmeliydin.

İlk kez belki de vurdum yumruğumu masaya gelmelisin diyerek tükenmiş umutlar içindeki ben hep umut vermeye çalışırken anlaşıldı artık umut veremez hale gelmiştim.

Bunca zamandır her söylediğin söz içimde tarifsiz yaralar açarken tek başına silmeye çalışmamalıydım yaralarımı.

İçimdeki zehri akıtmalıydım içine çünkü zehir sana aitti senin olmalıydı ama yapmamıştım evimdeki tüm resimlerini toplamıştım çoktan oysaki  her misafir geleceği zaman yeniden yerlerine koymalıydım hiçbir sorunumuz yokmuş gibi davranmalıydım.

İçimdeki zehrini de saklamalıydım çünkü sana aitti ve akıtacağım gün gelecekti hep beklemiştim umutla belki yeniden kaldığımız yerden devam edecektik belki de içimizdeki zehiri akıtmak bile yetmeyecekti her şeyi bitirecektik.

Gelişin böyle olmamalıydı bir bayram arifesin de böyle gelen sen olmalıydın.

Seçerken nasılda heyecanlandığımız yüzüğün parmağında olmalıydı.

Daha bir hafta önce doğum günündü 14 Ocakta aldığım ve üzerime yüreğimi de ekleyerek gönderdiğim hırkan olmamalıydı valizinde geri vermek için getirmiş olmamalıydın.

Ben senin gelişin böyle de olsa çıkarmamıştım yüzüğümü her şey onurluca başlamıştı ve onurluca da bitmeliydi buna inanmıştım çünkü…

Eve geldiğimde evdeydin misafir gibi hoş geldin dedim yaşattığın belki birkaç güzel günün hatırına…

Yüzüğün yoktu parmağında buna rağmen yeniden olamaz mı yeniden başlayamaz mı diye bakıyordu gözlerin.

Her şeyin bittiğini söylemek için aradığında söylediğin bu sözü şimdi sessiz gözlerin söylüyordu ama olamazdı yapamazdık onca umutla beklediğim gecelerin ardından böyle gelmemeliydin karşıma böylesine silerek parmağındaki yüzüğün izini bile gelmemeliydin başımı yere eğmemeliydin.

Onca günümü zehir etmiş olsan bile bayram günümü bana ve bize inananlara zehir etmemeliydin.

Nice mutlu yuvalar bile yıkılabiliyor günün birinde bizim yuvamız daha kurulmamıştı bile yıkılması bu kadar ağır olmamalıydı böyle gelmemeliydin.

Çaldığın kapının ardında olmalıydım belki yine ama olmadım çünkü böylesine geliyordun.

Yüzüğümü çıkardığım anı gördün oysaki senin yüzüğün güllü kutusunun içinde gelmişti bana.

Nasılda acımasız olabilmiştin bu kadar…

Bunca fedakarlıklarımın ardından böyle bir bitiş yakışmadı bana sen kendine yakıştırmış olsan da.

Gitmek için geldiğin gün bile beni yaralayan onca sözü söylemedim benim karakterime sığmaz diye inkar etmişsin.

Hatalarına bu bitişe ortak aramak mıydı amacın beni yalancı da çıkardın.

Belki de haklıydın herkes bu bitişte seni hatalı görüyordu ve sen pişmanlığınla birlikte eziliyordun ortak arayışın da bu yüzdendi.

Giderken kapını açtım ayakkabılarını çevirdim misafir gibi evimde karşılamıştım misafir gibi de yolcu etmeliydim annen ağlıyordu sen ağlıyordun ben ise göz yaşlarımı içime akıtıyordum başım dimdikti alnım açık.

İçim yaralı,yüreğim ağlıyor ama sen göremiyordun zaten yüreğimi görmeyi becerebilseydin içimde kopardığın fırtınaları görebilseydin gelişinin nasılda yakışmadığını bir kez daha iyi anlayabilirdin.

Eğilip valizini eline aldığın anda dönüp de yüzüme baktığın anda gözlerinin yaşını görüyordum.

Kal dememi nasılda istiyordu sessiz yalvarışların.

Uzun uzun baktın yüzüme belki bin defa kal dememi istedin belki de.

Oysaki ben gitmek için gelen sana kal diyemezdim,dememeliydim düğümlemeliydim sözlerimi boğazımda dememeliydim.

Çünkü gitmek için geldiğin son güne kadar bile hep kalmanı istediğimi zaten hissettirmiştim.

Hep umut vermeye çalışmıştım.

Bunca fedakarlıklarımı bunca haykırışlarımı duymayan senin sessiz çığlıklarını kal diye yalvarışlarını duymamalıydım.

Ama yürekten duyuyordum yine de kal diyemezdim.

Gitmeyi sen istedin ve gitmeliydin…

Kal diyemezdim…

20.09.2005 Asiyan

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2007-07-18 01:24:28 - Merhaba

Yazan: sahirzamanlar
İyi akşamlar efendim

Özür dilerim ama hangi yazıdan bahsettiniz anlamadım!! Ben alıntı yapmam ama yaparsamda mutlaka kaynak belirtirim

Saygılarımla
Bağlantı

2006-05-10 16:25:30 - çok güzel..

Yazan: eyferu
yüreğine sağlık..
Bağlantı

2006-05-05 10:44:59 - :)

Yazan: yusufebb
paylaşımınız için teşekkürler yüreğinize sağlık
Bağlantı

sayfadan . sayfa
geri | ileri



Profil

  • Hakkımda
  • Eposta gönder
  • Bağlantılar

    Ana Sayfa
    Arşiv

    Arkadaşlarım

    eroman

    alemci32

    Yolcular...

    Bu sayfada dakika saniye misafirim oldunuz .....


    Video






    Tasarım: Asiyan79